Aksiyon Doğasında Var

Mahmut Cinci’nin fotoğraf merakı uzun zaman önceye, çocukluğuna dayanıyor. 10 yaşındayken babasının aldığı analog makineyle fotoğraf yolculuğu başlıyor ve bugünlere kadar başarılı bir şekilde devam ediyor.

 

Gelin hikayenin kalanını ondan dinleyelim: “İlkokuldayken başarılı bir öğrenciydim. Her sene getirdiğim takdir ve teşekkürlerin neticesinde ailemden küçük hediyeler alıyordum. Bunları çoğu zaman kendim seçiyordum. Oyuncak tren, bisiklet gibi... 3. sınıftayken yine başarılı bir yılın sonunda fotoğraf makinesi istedim:) O zamanın kompakt makinelerinden sayılabilecek filmli bir makine aldılar. Çok heyecanlıydım. Babam makineyi bana uzattığında kalbim yerinden fırlayacak gibiydi. Makineyi elime aldığımda bir şeylerin istediğim gibi olmadığını fark ettim. Bu makinede objektif yoktu. Flaş dahili idi. Geri uzattım. Benim istediğim bundan değil, ben önünde değiştirilebilir bir objektif olanlardan, tepesine flaş takılanlardan istiyorum dediğimde babam güldü ve sağ olsun kırmadı beni. Mahallenin fotoğrafçısına yani makineyi aldığı yere götürdü. İstediğim makine vitrindeydi. İşte bundan istiyorum dedim. Fiyatını duyunca babamın gülmesinin yerini bir ciddiyet almıştı :) Fotoğrafçı abi “Cafer abi çocuğun hevesini kırma, bu işlerin ne olacağı belli olmaz” demişti. Babam da kırmadı beni o makineyi aldık. Henüz 10 yaşındasın abi sen nasıl kullanacaksın yani o analog makineyi, şimdi düşündüğümde özgüveni yüksek bir çocukmuşum gerçekten (hoş şimdi de öyleyim). Sonra o makineyi uzun yıllar elimden düşürmedim. Sürekli bir şeyler çektim kendi çocuk gözüm ile...”

 

Şu an spor fotoğrafçılığı alanında çalışmalarına devam eden fotoğrafçı, bu alana kendini yakın hissetmiş. Bunun sebebini sorduğumuzdaysa şöyle cevaplıyor: “Ortaokulda basketbol oynamaya başladım. Sonra Ege Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu’dan mezun oldum. Üniversite hayatım boyunca atletizm yaptım. Yani hayatım hep sporun içinde geçti hatta spor hayatımın odak merkeziydi diyebilirim. Doğal olarak da sosyal çevrem hep sporculardan oluşuyordu. Fotoğraflarda da sporcuların olması kaçınılmazdı. Yıllar boyu spor dergilerini, spor kanallarını ve spor müsabakalarını takip edince o konuda bir görsel arşiviniz oluşuyor hafızanızda. Bu nedenle kendimi spor fotoğrafçılığına yakın hissettim.”

 

İçinde hareket ve adrenalin unsuru bulunan fotoğraf alanlarını, kendi alanı dışında deneyimleyebileceğini de söyleyen fotoğrafçı, spor fotoğrafı çekerken her şeyden önce sporcunun güvenliğini ve kendi güvenliğini sağlamanın önemli olduğunu belirtiyor ve ekliyor: “En iyi açıları mümkünse bir iki gün önceden gidip görmek, çekimden önce bir iş planı yapmak, çekim sırasında mümkün olduğu kadar hızlı davranmak ve alabildiğim en iyi kareleri almak.”

 

Mahmut Cinci aynı zamanda birçok fotoğrafçının da arzusu olan Red Bull ile 2014 yılından beri çalışıyor ve Red Bull’un dünyadaki 412 fotoğrafçısından biri. Red Bull fotoğrafçısı olmanın da oldukça zor yanları var. Peki kendisinin yaşadığı ve unutamadığı hem tehlikeli hem de adrenalin dolu an hangisi? “Red Bull spor ve aksiyon fotoğrafçılığının zirvesi diyebilirim. Kısa sürede Red Bull Photography bünyesinde tüm dünyada bulunan 412 fotoğrafçıdan biri olmak benim için gurur verici. Tabi çok fazla spor branşı ile ilgili çekim yaptığımız bu için zorluklarda kaçınılmaz. Çekim yaptığımız alanlar dağ, deniz, orman vb yerler olabilir. Ayrıca bu ortamlarda toz, çamur, rüzgar gibi dış etkenlerin de üstesinden gelmek durumundayız. Bir keresinde wingsuit uçuşu çekebilmek için 300 metrelik bir uçurumun kenarından güvenlik önlemleri ile çalışmıştım. Çokta bir stüdyo ortamına benzemiyor :) Ama bir Red Bull fotoğrafçısı için bu şartlar gündelik yaşamın bir parçası ve oldukça da keyif alıyoruz.”


Copyright 2016 - Digital SLR Photography